Ümitle Alt Yapı Futbol Hocalığı

tufan35

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
14 Ara 2018
Mesajları :
454
Puanları :
310
Türkiye’nin çocuk ve spor konusunda temel sorunu nedir?
Çocukların bir ülkede spora ulaşmak için çabalamasına ve yırtınmasına gerek olmamalıdır.

Bir ülkede sporun durumu, düzeyi ve geleceği ile ilgili en büyük ölçüt çocukların spor ile buluşabilmesi kolaylığı ve oranıdır…
Okullar bu anlamda önemlidir. Kulüpler de bu anlamda çok önemlidir.
Bir ülkede, örneğin Amerika’da olduğu gibi “okul-spor modeli” benimsenmiş ise okulların aynı zamanda birer spor kulübü ve yapısına kavuşmuş olması gerekmektedir.
Yok eğer örneğin Almanya modelinde olduğu gibi “kulüp-spor modeli” benimsenmiş ise, bu durumda da spor kulüplerinin tüm ilgili ve istekli çocuklara kapılarını açması gerekir. Bunun için de öncelikle yerel ve mahalli kulüplerin semtin tüm çocuklarına hitap edecek duruma, imkana ve zorunluluğa tabi olunmasının sağlanmış olması gerekmektedir.
Türkiye’de hem ikisi de var. Hem ikisi de yok.
Çünkü okullar arası spor müsabakası var, ama bunun yıl içinde sürdürülebilir ve çok fazla çocuğa yönelik kurumsal bir yapılanması yok.
Okul spor kulüpleri göstermelik ve işlevsel değil.
Okullar saha, alan başta olmak üzere yetersiz. Okul yöneticileri ve veliler malum nedenler ile ilgisiz..
performanceNative

Firmalar Yemek Masrafına %50 Devlet Desteği Alıyor
Ticket Restaurant ile yemek giderlerinde %50 devlet teşviğinden yararlanın
Hemen Başvur
Kulüplere gelince, kulüpler sayıca yetersiz, duyarsız ve istekli tüm çocukları kapsayacak imkanlardan yoksun durumdadırlar.
Peki bunca genç nüfusun oldukça yoğun olduğu bir ülkede, ilgili, istekli ve hatta farklı özellikleri olan on binlerce çocuk spora nasıl ulaşacak? Spor ile nasıl buluşacak ve kendilerini nasıl geliştirecekler?


Yani Türkiye’nin en batısından… İzmir’de böyle onlarca okul var…
Mesele sadece İzmir meselesi değil… Türkiye’de birçok okul bu şekildedir. Dahası yeni yapılan binalar da aynı şekilde spora ulaşmayı sağlayan düzenden ve imkanda uzak yapılmaktadır.
Beden eğitimi derslerinin bittiği veya bitirildiği; oyun etkinliklerinin öğretmenin kişisel çabasına kaldığı; spor takımları çalışmalarının beden eğitimi öğretmenlerinin salon ve saha bulmak için çırpındığı, bulursa da çocuklar için izin almak için uğraştığı bir ülkede; spor kulüplerinin ise kapılarını belli bir sayıda çocuğa açabildiği; 8-12 yaş arasında ise bir çok spor kulübünün neredeyse ciddi bir altyapısının olmadığı; spor okulları diye verimli olmayan ve haftada iki gün birer saat sözde eğitim verdiği bir ülkede spor ile ilgili tüm alanlarda gelebileceğimiz yer asla olması gereken ideal yer olamaz.
Ondan sonra da başta futbol olmak üzere spor pazarı olmaktan kurtulmayan, kendi özkaynaklarına sırtını dönmüş, yapay başarılar ile kendini avutan ve aldatan bir ülke olmaya devam ederiz.

Spor çocuklara ulaşmaz. Çocuklar spora ulaşır. Ama bunun için çocukların spora ulaştırılması gerekir. Kim yapacak bunu? Elbette başta federasyon, elbette başta spor bakanlığı ve elbette tüm ilgili kurum ve birimler…
alıntı
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
14 Ara 2018
Mesajları :
454
Puanları :
310
spor yapan cocuklar derslerinde derslerinde daha başarılı olıuyor

Doç. Dr. Kerem Alptekin, fiziksel olarak aktif olan çocukların motor gelişimlerinin daha hızlı olduğunu söyledi. Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Kerem Alptekin ve BAU Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Can Ergün, çocukların spor ve beslenmelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunup, ebeveynlere önerilerde bulundu.
Spor yapan çocukların not ortalamaları daha yüksek
Doç. Dr. Alptekin, spor yapmanın büyüme çağında olan çocukların gelişiminde büyük bir rol oynadığına dikkat çekerek, çocukta fiziksel aktivitenin kemik hücre gelişimini arttırdığını ifade etti.
Uluslararası çalışmalarda spor yapan çocukların, yaşıtlarına göre genel not ortalamalarında yüzde 19 daha iyi olduklarının ve yüzde 22 oranında da akranlarıyla daha iyi geçindiklerinin tespit edildiğine vurgu yapan Alptekin;
“63 bin okul çocuğu üzerinde yapılan bir araştırmada bel ağrısı olan çocukların daha geç ergenlik çağına geçtikleri ve boy oranlarının yaşıtlarına göre daha kısa olduğu saptanmıştır. Dünya çapında yaşları 14-17 arasında değişen çocukların bel ağrıları yüzde 11-71 oranında.”
“Spor yapan veya fiziksel olarak aktif olan çocuklarda, aktivite düzeyi düşük olan çocuklara göre daha kontrollü bir postür izlenmektedir. Spor yapılmasının doğrudan boy uzunluğunu arttırdığına dair kanıtlar bulunmamakla birlikte, bu dönemde yapılan fiziksel aktiviteler kemik hücre gelişimini arttırmakta ve ileride kemik erimesine karşı önleyici rol oynamaktadır.”

“Ayrıca fiziksel olarak aktif çocukların motor gelişimleri daha hızlı olmaktadır. Erken yaşta başlanılan spor, çocukların sağlığını, eğitimini ve davranışını şekillendirmeye yardımcı olur. Kas kütlesi ve yağ kütlesi oranlarını da olumlu etkiler” dedi.
Yaşa göre spor önerisi

Çocukların 2 yaş civarında sportif aktivitelere başlamalarının uygun olacağına işaret eden Doç. Dr. Alptekin, “Mayo klinik verilerine göre 2-5 yaş aralığında yüzme, koşu, yuvarlanma ve fırlatma aktiviteleri oyun temalı olarak daha etkilidir. Bu dönemde henüz motor gelişim tamamlanmadığı için tenis, futbol gibi kompleks sporlara yönelme çok önerilmemektedir.”
“6-9 yaş aralığında ise futbol, tenis, beyzbol, kayak ve yaralanmaları minimumda tutacak şekilde kontakt sporlar yapılabilir. Basketbol, voleybol ve hentbol gibi daha ileri düzeyde takım organizasyonu, ani karar verme, kompleks görsel ve motor yetenek gerektiren sporlara ise bu yaşlarda başlanması uygun görülmektedir.”

“10-12 yaş grubunda bahsettiğimiz tüm bu sporlara başlanılabilir. Bazı erkek çocuklarında ergenlik döneminin geç başlaması nedeniyle boy uzamaları daha ileri yaşlara kalabilir. Bu çocukları ise raketle yapılan sporlar, yüzme, güreş gibi boy kısalığının ileri düzeyde dezavantaj getirmediği sporlara yönlendirmek daha doğru olacaktır” diye konuştu.

Kahvaltı öğünü atlanmamalı
BAU Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Can Ergün ise, büyüme ve gelişimi devam eden çocuklarda sporla harcanan enerjinin karşılanabilmesi için doğru beslenmenin şart olduğuna dikkat çekti.
Ergün, çocuk sporcuların besinlere olan ihtiyacının, yetişkinlere oranla daha fazla olduğunu vurgulayarak, çocukların egzersiz sırasında gerekli olan enerjiyi sağlamaları için yağ, karbonhidrat, proteine, sıvı-elektrolit dengesini sağlaması için de yeterli sıvıya ihtiyaç duyduklarını aktardı.
Çocukların artmış olan ihtiyacı karşılayabilmesi için mutlaka ana ve ara öğünleri atlamaması gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Ergün, şunları söyledi:
“Beslenme, günlük 3 ana öğün, 3 ara öğün ve hatta gerekiyorsa 4 ara öğün şeklinde olmalı. Çocuklar için kahvaltı çok önemli. Güne zinde başlamak, antrenman/müsabaka performansı, okul başarısı, anlama ve hatırlama noktasında kahvaltının önemi büyüktür.”
“Antrenman ve müsabakadan 2-4 saat önce ana öğün tüketmek gerekir. Antrenman ve müsabakadan hemen sonra ise karbonhidrat ve proteinden zengin bir öğün tercih edilmelidir.”
“Tüm yaş grubu sporcularda, spor öncesi, sırası ve sonrasında sıvı alımı, performansı etkileyen en önemli noktalardandır. Sıvı ihtiyacının karşılanması için her 15-30 dakikada yaklaşık 100-200 ml sıvı tüketimi yeterli olacaktır.”

Düzenli beslenmede ekstra vitamine ihtiyaçları yok
Sağlıklı beslenme kurallarının spor yapan çocuklar için de geçerli olduğunu dile getiren Doç. Dr. Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sağlıklı beslenmede günlük alınan enerjinin yüzde 25-30’unun yağlardan gelmesi beklenmektedir. Yağ kaynağı seçiminde de yoğunluğunun doymamış yağ asitlerine verilmesi gerekmektedir.”
“Çocuk sporcular için de sağlıklı beslenme ilkeleri geçerlidir. Sporcuların gün içinde kolaylıkla yiyebilecekleri ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumlar sağlıklı yağ kaynaklarıdır. Sporcu performansında demirin de önemi fazladır.”

“Demirin minimal yetersizlikleri bile performansı etkiler. Demirin en zengin kaynaklarında baş sıralarında et, yumurta, kuru baklagiller gibi proteinli kaynaklar yer almaktadır. Düzenli beslenen, artan enerji ve besin öğelerini karşılayan sporcuların ekstra vitamine ihtiyaçları yoktur.”
alıntı
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
14 Ara 2018
Mesajları :
454
Puanları :
310
BİR İŞİ BERABER ve BİRLİKTE YAPMAK BAŞKA ŞEY,
İŞBİRLİĞİ İLE YAPMAK BAŞKA ŞEYDİR...
Grup ve takım ile ilgili her türlü işin ve çalışmanın sonunda elde edilen başarıların nedeni grubun ve takımın "işbirliği" yapabilme düzeyi ve becerisidir.
Ne demek işbirliği?
İşbirliği bir işi birlikte veya beraberce yapmak demek değildir.
Beraber ve birlikte yapılan işlerde işbirliği olmayabilir.
İşbirliği, bir iş için bir araya gelenlerin her birinin o işi yaparken diğerlerine ihtiyaç duyması, diğerlerinin de ona ihtiyaç duyması temel,ne dayanan, her kişinin görevini yapıyor veya yapmıyor olmasının diğerinin görevini yapıyor veya yapmıyor olmasını doğrudan etkileyen çalışma yöntemidir.
Örneğin, Bir traktörün kasasındaki karpuzları dört kişinin indirdiğini düşünün. Bu dört kişi de birbirinden bağımsız gidiyorlar bir römorktan bir karpuz alıyor, getiriyor ve tezgaha sıralıyor.
Bu durumda ne yapıyorlar? Birlikte karpuz indiriyorlar.
Ama bu dört kişinin birisini römorkun içinde, ikisinin yan yana belli mesafelerde, son bir kişinin de tezgahta sıralandıklarını düşününüz. Römorktaki kişiden başlayarak, tezgahtaki son kişiye kadar karpuzların elden ele atılarak boşaltıldığını ve tezgaha dizildiğini düşünün.
Bu durumda bu dört kişi ne yapıyor? İşbirliği yaparak karpuz indiriyorlar...
Peki iki yöntem arasındaki fark ne?
Çok fark var...Ama en önemlisi zaman, emek farkıdır.
İşbirliğinde her dört kişi de aynı mesafeyi, defalarca katetmek durumunda kalmıyorlar. Bu mesafe ve zaman avantajı demektir.
Ama bundan çok daha önemlisi şudur; Dört kişiden her biri işbirliğinde aynı öneme, aynı değere sahip hisseder kendini..
Bu grup ve takım çalışmaları için pedagojik açıdan büyük bir gelişim motivasyonu demektir.
Futbolda ve futbol eğitiminde işbirliğine dayalı öğretim yöntemine en uygun çalışmalar
1. a) Teknik beceri gelişiminde mutlaka kullanılması gereken çeşitleme (varyasyon) döngüleri (hiç durmayan pas, kontrol drilleridir),
1. b) Yine teknik beceri ve alan çalışmalarında birleştirme döngüleri ( bir kaç varyasyonun sahanın ilgili bölümlerinde durmayacak ve tekrar edecek biçimde uygulama çalışmalarıdır)
2. Esas olarak da temel taktik, grup ve takım taktiği alan uygulamaları, işbirliği ile eğitimin ve işbirliği yaparak bir iş yapmayı öğrenmemin konularıdır.
Çünkü futbolda ve takım oyunlarının tümünde başarıyı belirleyen şey ağırlıklı olarak taktik uygulama becerileri olmuş durumdadır.
Grup ve takım taktiği becerisi dediğimiz şey, bölgesel ve tüm sahada oyun oynama biçimini (stratejiyi) uygulama işidir.
Bu uygulama da 11 oyuncunun her birinin yapacağı ve yapması gereken davranışın, diğerlerinin davranışını olumlu veya olumsuz etkilemesidir.
Futbolda işbirliği birlikte top oynamak değildir. Birlikte top oynarken herkesin oyunu oynama biçiminin bir sorumlusu olduğunu bilmesi ve bunu sahada gerçekleştirmesidir.
Çocuk yaşlardaki yaşantılarda, oyunlarda olsun, eğitim hayatında olsun işbirliğine yatkın olmayanların, ilerideki süreçlerde sadece futbol değil, diğer mesleki alanlarda da takım çalışmasına yeterince katılmaları mümkün olamamaktadır.
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
14 Ara 2018
Mesajları :
454
Puanları :
310
FUTBOL EĞİTİMİ” ASLINDA “FUTBOL OYUN EĞİTİMİ"DİR...
Futbol Eğitimi demek elbette öncelikle top ile ilişkili hareketlerin çeşitlendirilmesi ve geliştirilmesi eğitimi demektir...
Ama "futbol oyun eğitimi" sadece top ile eğitim demek değildir.
Dolayısıyla futbol eğitimlerini sadece top ayağında olan oyuncu gelişimi ve eğitimi olarak düşünmemek gerekir.
Çünkü futbol oyunu, oyun katılan bütün oyuncuların aynı zamanda topa uzaklık veya konum olarak bulundukları yere ve bölgeye göre değişen şekillerde hareketli olmalarını gerektiren bir oyundur.
Üstelik bu hareketli oluş, yer değiştirme ile ilgili sistematik, amaçlı, duruma göre ve asıl olarak da “olası olacak duruma göre” olması gereken bir hareketliliktir.
Yani anlamsız ve amaçsız yer değiştirmeler (koşmalar) değil, anlamlı ve amaçlı yürüme, koşma ve sprintler şeklinde yer değiştirmelerdir.
O halde futbol eğitimini düşünür, planlar ve uygularken,
1) Top ile futbol eğitimi (top ile ilişkili hareket ve beceri eğitimi) ve
2) Top ile ve topsuz oyun eğitimi (bireysel, grup ve takım ile ilgili yer değiştirmeye dayalı hareketlilik eğitimi) şeklinde düşünmek zorundayız.
Dediğimiz gibi öncelik ve temel eğitim formasyonu "top ile futbol eğitimi" olmalıdır...
Lakin ortada oynanması gereken bir oyun varsa, bu oyunun gerektirdiği bütün davranışları içerecek bir oyun eğitimi de olmak zorundadır.
Yani oyun eğitimi başka bir şeydir.
Oyun eğitimi oyunun devam etmesi için oyunun gerektirdiği top ile ve topsuz yapılması gereken davranışları en iyi yapabilme becerisine dayanır.
Futbol oyunu sadece top ayağında olan oyuncuların oyunu değildir...
Futbol oyunu aynı zamanda
1. Topu almak için olması gereken yerde olma
2. Top ayağında olan oyuncunun, çeşitli seçenekler yaratma oyunudur.
Dünyanın en iyi takımlarındaki en iyi oyuncuları analiz ediniz, çevresinde topsuz oyun eğitimi yüksek oyuncular olduğuna görürsünüz.
Çünkü top ile eğitim ve gelişim açısından muhteşem olan oyuncular, çevresinde onu anlayan, onun oyun oynama imkanlarını ve fırsatlarını arttıran topsuz oyun eğitimi yüksek olan oyunculardır.
Ama bu konunun bir de çocuk gelişimi ve eğitimi ile ilgili "oyun pedagojisi" boyutu vardır.
Dolayısıyla bu konu çocuk gelişimi ve oyun eğitimi şu açıklamayı zorunlu kılmaktadır.
Çocuklar 12 yaşlarına değin top ile oynamak isterler. Onlar için oyun demek top ile oynamak demektir. Topsuz oyunu, yani ayağında top olmadığı halde, öne-geriye veya sağa-sola yer değiştire koşuları onlar için çok anlamlı ve zevkli değildir.
Bu doğal ve anlaşılabilir bir durumdur.
Zaten topsuz oyun eğitimi de 11 yaşından itibaren geliştirilmesi ve üzerinde durulması gereken bir konudur.
Topsuz oyun becerileri ve oyun gereklerini yerine getirme 11-12 yaşlarına doğru yavaş ilerler… 12 yaş ve sonrası süreçte, oyunun gereklerini anlama ile birlikte topsuz oyun gelişimi ve ilgili davranışlar da artar.
Biliyorsunuz zaten bireysel ve grup taktiği dediğimiz şey, oyun içinde topsuz yer değiştirmelere dayalı bir formasyondur.
Dolayısıyla 12 yaşından çok önce bu davranışı çocuklara vermeye çalışmak yorucudur, keyifsizdir ve sıkıcıdır...
Ama futbol topu ile sınırlandırılmış alanda "eşli elim sende" oyunu oynatırsanız, eşlerden birisi topu almak için farklı yönlere ve açılarda topsuz hareket edecektir. Çünkü oyunun karakteri neyse çocuk ona yönelir.
Büyük futbol insanlarından birisi olan Johan Cruyff''u yad ederek, onun bir cümlesiyle konuyu bitirelim;
“Çoğu durumda topun nereye gideceğine karar veren, topa sahip olan oyuncu değildir. Topsuz oyunculardır. Bir sonraki pası onların koşu aksiyonları belirler.”
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
14 Ara 2018
Mesajları :
454
Puanları :
310
OYUN ZEKASI MI? YOKSA OYUN BECERİSİ Mİ?
"OYUN BECERİSİ" TANIMLAMASI İLE NEYİ KASTEDİYORUZ?
"Oyun zekası" olarak ifade edilen kavram aslında "oyun becerisidir"
Oyun becerisi sadece teknik beceri ve motor özelliklere sahip olmak ile elde edilecek bir beceri değildir.
Oyun becerisi; Oyun için gerekenleri yapma, yani bireysel, grup ve takım taktiği becerilerinin, bireydeki farklı şekillerde tezahür etme halidir.
Aynı eğitimi alan aynı yaşlardaki çocukların ve gençlerin ilerideki oyun becerileri farkını belirleyen şey, teknik-taktik becerilerin kendine özgü algılanışı ve pratiğe dönüştürürken bedensel olarak yorumlanışıdır.
Oyun becerisi klasik zeka ve IQ yüksekliği ile ilgili bir durum değildir.
Sahayı geniş görmenin, oyun akışını, hızını, yönünü değiştirmenin, oyunu birden fazla seçenekle oynayabilmenin bir tek açıklaması olabilir; Oyun becerisi...
İyi de nedir bu oyun becerisi;
Oyunu oynarken takım bütünlüğünü bozmadan, bencil olmadan, bireycilikten uzak bireyselci, inisiyatif alabilen, daha özgür ve daha bağımsız oynama eğilimi gösteren ve bu deneyimleri sonucu elde edilen "çok kurgulu oyun" yeteneğine ulaşmış olmaktır.
Oyun becerisi teknik beceri ve taktik beceri ile doğrudan ilgilidir.
Geliştirilmesi ise oyun içinde farklı roller verilmesi, rollerin değiştirilmesi, birden fazla rol verilmesi ama daha çok da oyun içinde "serbest oyuncu" statüsü ve sorumluluğu ve ayrıcalığı ile mümkün olabilmektedir.

kaynak futbolda aıt yapı egitimi
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
14 Ara 2018
Mesajları :
454
Puanları :
310
FUTBOLUN EMEK İNSANLARINA
Milyon dolarların havada uçuştuğu, her türlü para trafiğinin yaşandığı, perdenin önündekilerin şan, şöhret ve paraya boğulduğu dünya futbol sektörünün,
Karın tokluğuna çalıştırılarak o şov dünyasındaki deri futbol topların üretiminde kullanılan uzakdoğulu çocuk ellerin farkında olacağımız,
Görkemli futbol mabedi olan devasa stadyum inşaatlarında asgari ücretle çalışan ve hatta hayatlarını yitiren taşeron inşaat işçilerinin varlığını bileceğimiz,
Malzemecisinden, temizlikçisine, garsonundan, aşçısına, amatör sporcusundan, futbolcu olmak için umut pompalanarak yola çıkarılan ve yollarda helak edilen gencine, hakkını alamayan ve karın tokluğuna çalışan antrenöründen, perdenin arkasındaki tüm diğer futbol emek insanlarının,
daha insani, daha ahlaki, daha hukuki ve daha eşitlikçi bir futbol dünyasına ulaşması temennisi ve mücadelesi ile tüm futbol emekçilerinin bayramlarını kutlarız.
kaynak futbolda alt yapı egitimi
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
14 Ara 2018
Mesajları :
454
Puanları :
310
GENEL ANLAMDA FONKSİYONEL= İŞLEVSEL VE İŞLEVSELLİK NEDİR?
Kendi hayatımız ile ilgili olsun, çocuk ve gençlerin eğitim ve gelişim hayatıyla ilgili olsun, gerçekleştirdiğimiz ve gerçekleştirilmesini istediğimiz tüm pratiği "fonksiyonel" yani amaca yönelik biçimlendirmeyi başaramadığımız sürece, emeğimiz ve zamanımızı boşa harcamış olma olasılığımız yüksektir.
Kavramsal açıdan "fonksiyonel" işlevsel demektir. Uygulama ve amaç açısından ise işlevsellik olarak tanımlanması gerekir.
Fonksiyonel veya işlevsellik, bir iş ile ilgili olan her şeyin, o işin karakterine uygun dolayısıyla da amaca uygun olması anlamına gelmektedir.
Bu durumda iş ile ilgili gerçekleştirilen her şey aynı zamanda arzulanan ve istenen amaca uygun olur.
İşin karakterine uygun tüm çalışmalar işin amacına ulaşmasını sağlar.
Futbol oyunu için yapılan tüm eğitim çalışmaları ve uygulamalarının tam fonksiyonel olması, yarım fonksiyonel olması ve fonksiyonel olmaması demek, ortaya çıkan sonucun ve ürünün verimli, az verimli veya verimli olmaması belirleyen önemli etkenlerden birisidir.
Futbol altyapılarında tüm yaş gruplarındaki eğitim uygulamalarında olsun, üstyapılardaki tüm taktik ve kondisyonel çalışmalarda olsun harcanan eöeğin ve zamanın boşa harcanmış olmaması için yapılan tüm işlerin fonksiyonel yani işlevsel, yani işin karakterine ve amacına yönelik olup olmaması belirler.
Fonksiyonel Anatomi, Fonksiyonel Kuvvet, Fonksiyonel Okuma, Fonksiyonel Taktik, Fonksiyonel Eğitim gibi sıfat tamlamalarını ve kavramlarını bu anlamda değerlendirmek gerekir.
Yaşa göre eğitim, duruma göre eğitim, amaca göre egzersiz tanımlamaları da bu anlamda kullanılabilecek ifadelerdir.
Örneğin;
1. 8 yaşındaki çocukların 11 yaşındaki çocukların uygulamaların, fonksiyonel olma olasılığı çok düşüktür. Keza tam tersi için de aynı şey geçerlidir.
2. Üstyapılarda atletik anlamda 10.000 metre koşucusunun dayanıklılık antrenmanı ile, sahada 10.000 metre mesafe kat eden futbolcunun dayanıklılığı aynı şey değildir. O nedenle bir futbolcunun 10.000 metrelik mesafeyi zamana karşı çalışarak antrene edilmesi asla fonksiyonel değildir.
3. 4.3.3 dizilişi ile oynamaya karar veren bir takımın, taktik antrenmanlarda, doğru bir çalışma da olsa bu dizilişten bağımsız yapacağı bazı taktik antrenmanlar asla fonsiyonel değildir.
4. Çocukların topla ilişkili becerilerde gelişimlerinin en yoğun olduğu 10-12 yaş aralığında, onlara taktik oyun gereği sadece tek pas oynama zorunluluğu koymak, bireysel yaratıcılık ve bireysel teknik beceri gelişimi açısından hiç de fonksiyonel değildir..

kaynak futbolda alt yapı egitimi
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
14 Ara 2018
Mesajları :
454
Puanları :
310
KULÜP BAŞKANLARI
Şampiyonlar ligi ve Avrupa Kupasında final oynayacak takımların, ülkelerindeki futbol severlere sorunuz, çoğu kulüp başkanlarının adını bilmezler. Kendisini pek tanımazlar.
Çünkü söz konusu o ülkelerin kulüp başkanları, gösteriş yapma, şov yapma, kulüp başkanlığı aracılığı ile caka satma, ön planda olma gibi bir faaliyet içinde olma ihtiyacı ve görgüsüzlüğü içinde değillerdir.
Örneğin 100 İngiliz futbol severe sorun, en azı 90'ı size Liverpool'un, Tottenham'ın, Arsenal'in kulüp başkanının adını söyleyemez.
Yani oralarda kulüp başkanları iş adamlığı ve işletme yöneticiliği yaparlar ve amaçları şampiyon takım, kazanan takım ve kar eden takım yaratmaktır.
Bunun için de her akşam spor haberlerinde yer almak, her gün spor medyasında boy göstermek gerekmez.
Uzatmayalım, kulüp yönetimleri ve yöneticilerine bakarak, yönetimi ve işleyişi kurarsınız.
İşe başlayacaksanız öncelik buradadır...
Onun içi diyoruz ki,
Doğru yönetim ve doğru yöneticilik bir bütündür.
Ve bir şeyler düzelecekse işe buralardan başlanacaktır...
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
14 Ara 2018
Mesajları :
454
Puanları :
310
alt yapı hocalığı özellikleri

http://www.sporbilimleri.hacettepe.edu.tr/abk2013/documents/B.Celenk_Altyapi_Antrenor.pdf?fbclid=IwAR08B8likP9-6o0MKt
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
14 Ara 2018
Mesajları :
454
Puanları :
310
cocuklar futbol 1

Çocuklar genel olarak 12 yaşına kadar futbolcu olmak için "futbol" oynamak peşinde olmazlar.
Çocuklar 12 yaşlarına değin sadece "top oynamak" peşinde olurlar.....
Top oynarken onları "futbol oynamaya zorlayan" eğitim içeriği ve anlayışı hem ahlaki, hem vicdani ve hem de gelişim psikolojisi açısından sorunlu bir yaklaşımdır.
Buradan çıkarılacak soru ve sonuç; Futbol eğitimi 12 yaşında mı başlasın sorusu ve sonucu değildir.
Başka bir şeydir. Elbette futbol eğitimi daha alt yaş düzeylerinde başlar. Ama başlayan şeyin neler olduğu önemlidir.
Çocuklar 12 yaşlarına kadar top oynamak isterler. Bunun ardında ve altında yatan şey;
Birlikte olmak isteğidir,
Eğlenmek isteğidir,
Bütünün parçası olmak isteğidir,
Önemli ve değerli hissetmek isteğidir,
Özgür ve bağımsız davranmak isteğidir ve
Herkesle eşit olmak isteğidir...
Bunları görmeden, bilmeden ve empati yapmadan verilecek her türlü futbol eğitimi "top oynama" çağı ve çocukluğuna uygun olmayan, vaktinden önce olgunlaştırma eğitimidir.
kaynak futbolda alt yapı egitimi
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
14 Ara 2018
Mesajları :
454
Puanları :
310
FUTBOL EGİTİMİNE BAŞLARKEN ÖNCE KOŞMAYI ÖGRETMELİYİZ
futbol eğitimine başlarken önce koşmayı öğretmeliyiz.
Doğru nefes almayı, doğru vücut hareketlerini, koşarken nelere dikkat edilmesi gerektiğini en ince ayrıntısına kadar anlatmalıyız.
Unutmayın Futbol'daki en önemli istatistik koşu mesafesi ölçümüdür.
Koşmayı bilmeyen bir Futbolcu performans veremez.
Hadi çıkın sahanın etrafında koşun ile bu iş olmaz.
Koşu mesafeleri, koşu değerleri, sürekli kayıt altına alınmalı ve gelişim süreci sürekli kontrol edilmeli, problem tespitleri yapılmalı, önlemler alınarak gelişimin tamamlanması sağlanmalıdır.
Futbol koşarak oynanan, ayak yetenekleri teknik ve oyun zekası, oyun görüşü ile şekillenen bir spor dalıdır.
Futbol ' da uzun koşu, dayanıklılık, kuvvet değerleri önemlidir.
Oyuncunun metabolizması ve anatomisi futbol ile örtüşmeli.
Postur önemli konu olup, sürekli kontrol edilmeli, postur ölçümleri yapılmalı, postur antremanları uygulanmalı.
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
14 Ara 2018
Mesajları :
454
Puanları :
310
KARANTİNA SÜRECİNDE FUTBOL EĞİTİMİ VE GELİŞİMİ (1)
Motor davranışlar, bedenin tamamının veya bir bölümünün mutlaka kullanılmasıyla gelişir.
Bedenin tamamının veya bir bölümünün "amaca yönelik kullanılmasıyla" motor davranışların doğruluğu artar.
Ama söz konusu motor davranışlar sayıya, hedefe, zamana, mesafeye ve değişen koşullara göre amaca yönelik kullanılmasıyla beceriye dönüşür.
Bu bağlamda karantina günlerinde kısıtlı alanlarda veya ev içinde yapılan futbola özgü bazı davranışlar futbol teknik becerileri konusunda bizi ne düzeyde geliştirir? Sorusunu sormamız gerekir.
Buradan çıkacak sonuç evde veya bahçemizde bir şey yapmayalım gibi bir sonuç değildir.
Buradan çıkarılması gereken birinci sonuç, ne yaparsak yapalım, hiç bir şey yapmamış olmaktan iyidir sonucu olmalıdır.
Eğer evde, bahçede ve mümkünse daha geniş bir alanda 2. ve özellikle 3 paragrafta yer alan tanımlamalara uygun bir etkinlik, çalışma veya uygulama söz konusu ise bunun sportif beceri performansına yansıması mümkündür.
Yoksa bunun dışında yapılan her etkinlik futbol motor beceri gelişime katkı sunacak bir sonuç üretmez. Teknik becerilerin geliştirilmesi için söz konusu teknik becerinin çeşitlilik yanında asıl olarak mesafe, alan, yön, zaman, baskı, pozisyon gibi bağımlı etkenlere ihtiyaç vardır.
Top ile ilişkili hareket uygulama ve etkinliklerinde, dışa alandaki eşiği veya düzeyi yakalayamadığımız hiç bir faaliyet "gelişim" sağlayıcı bir etki yaratmayacaktır.
Topsuz bedensel hareketler için çoğu kondisyonel özellikler elbette korunabilir vaya çok büyük oranda yitirilmesi önlenebilir.


kaynak futbolda alt yapı egitimi
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
14 Ara 2018
Mesajları :
454
Puanları :
310
KARANTİNA SÜRECİNDE FUTBOL GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ (2)
Çocukların ve gençlerin gelişimi demek, hayata ilişkin tüm alanlarda belli düzeylerde hayati beceriler elde etmeleri demektir.
Çocuklara yönelik olarak "bu senin işin veya alanın değil, yetenekli olduğun alanda çalışmalısın" demek gelişmeye engel olmak demektir.
Çünkü gelişmek demek, sadece bir alanda veya bir konuda uzmanlaşmak demek değildir.
Uzmanlaşmak bambaşka bir şeydir ve her insan elbette bir alanda uzmanlaşmalı, yani hayatını kazanacak düzeyde gelişmelidir.
Lakin gelişim sadece uzmanlaşılacak alanda gelişim sağlamak demek değildir.
Örneğin işimiz futbol olabilir.
Oyunculuk hayalleriniz, iyi bir futbolcu olma çabamız söz konusu olabilir.
Ama unutmayalım ki; Bir futbolcunun ciddi v üst düzeyde futbolculuk hayatı toplasanız genel olarak 10 yıldır...
İşte o hayatın geriye kalan devası uzun yılları, aynı şekilde futbol olan kişi sayısı da çok azdır...
Demek ki, hayata ilişkin futbolun dışında da bazı becerilerimizin ve özelliklerimizin geliştirilmiş olmasına ihtiyaç vardır.
Okumak, yazmak, düşünmek, konuşmak, dinlemek, tartışmak, iletişim kurmak, yeni hobiler elde etmek, resim yapmak, müzik aleti çalmak, matematik, sosyal bilimler, fen bilimleri ile ilgili, düzeye uygun popüler bilim okur-yazarlığı, teknoloji okur yazarlığı (bilgisayar/internet bağımlılığı dışında), edebiyat ve uzmanlaşmak istenilen alanın kuramsal, görsel, simülasyon ve dramatizasyon boyutları, alan tarihi ve elbette taktik boyutları konusunda gerek teorik ama daha çok teknolojik olanakları kullanmayı öğrenerek saha uygulama taktikleri üretme, kıyaslamalı taktik şablon karşılaşmaları yapma oyuncu ve teknik kişiler için şu tür karantina günlerinde fırsat olarak değerlendirilmesi gereken zamanlardır.
Birçok kişi evde futbola dair eğitim veya çalışma uygulama örnekleri peşinde... Hatta bu konuda bazı arkadaşlarımız belli düzeylerde örnekler de oluşturmaktadırlar. Bir itirazımız olamaz elbette. Bu kısıtlı alan veya ev içi uygulamaları hiç bir şey yapmamaktan çok daha iyi olabilir.
Unutmayınız motor beceriler, sadece yaparak gelişirler.
Dolayısıyla bir şeyler yapmak, yapmamaktan her zaman daha iyidir. Ama asla olması gereken nitelikte, amaçta, koşullarda ve ortamda gerçekleşmediği sürece ciddi bir gelişim kaydı sağlamaya neden olmazlar.
Karantina süreci antrenörler için zaman açısından için kesinlikle bir fırsattır.
Çocuk ve gençler açısından bir fırsat olmasa da, asla boş ve anlamsız geçirilmesi gereken bir süreç olmamalıdır.
Psikomotor gelişim açısından 7 yaş ve altı için hareket gelişimi eğitimleri pek ala sürdürülebilir.
8 ve 9 yaş çocuklarının psikomotor gelişimleri açısından daha çok koordinasyon, ve algısal motor gelişimler açısından kısıtlı alanlarda yapılabilecek pek çok etkinlik mümkündür. Yine bu yaş ve on iki yaşına değin top ile ilişkili olarak, top sektirmelerin her iki ayağı kullanarak gerçekleştirilmesi gibi akrobatik beceriler pek ala yararlı olsa da , bu becerilerin oyunda teknik beceri kullanılmaya dönüştürülmediği sürece, durağan teknik beceri olma tehlikesi söz konusu olabilecektir.
Sonrası yaş düzeyleri için “futbola ilişkin çok özel” gelişimler için yapılacak uygulamalar yararlı olsa da, gelişim kaydedici bir etki yaratmaya yetmeyecektir. Biyomotor bazı özelliklerin korunması açısından ise elbette yapılabilecek pek çok antrenman uygulamaları söz konusudur.

kaynak futbolda alt yapı egitimi
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
14 Ara 2018
Mesajları :
454
Puanları :
310
Oyuncu yetiştirmek - Oyuncu geliştirmek
Hangisi kimin görevi ? Bu konularda yaptığımız yanlışlar nelerdir ?

Altyapıların görevi oyuncu yetiştirmektir. Bir sporcuyu futbola özgü becerilerle donatma ve bu donatılar sonucunda harekete geçirebilme işidir. İster belli bir yeteneğe sahip olarak isterse herhangi bir özelliğe sahip olmadan gelsin, çoçuğun ( sporcunun ) futbola özgü becerilerin öğretilme sürecine tabi tutulması gerekir.

Özellikle her bir becerinin öğretilmesi gereken kritik dönemlerinde ( yaşlarında ) ele alınması elzemdir. Örneğin çocuktaki motorik özelliklerin ergenlikle beraber daha fazla ele alınarak geliştirilmesi gerekir. Testesteron salınımının vücutta kendini daha belirgin şekilde gösterdiği bu dönemde, kas ve kemik kitlesindeki artışın, futbola özgü kuvvet, sürat ve dayanıklılık becerilerine yönelik antrene edilmesi gerekir. Bu kritik dönemde bahsedilen yönlerde eğitilmeyen sporcuların ilerleyen dönemlerde bir çok sorunla karşılaşması kaçınılmaz bir sondur.
Kısaca bahsettiğimiz bu eğitimler sonucunda yetişen ve bahsedilen yeterliliklere sahip oyuncuların üst yapılara aktarımının yapılması gerekir.

A takımlarda, belli özelliklerle donatılmış oyuncuların bu özelliklerini geliştirme süreci başlar.
Ülkemiz futbolunda A takım sürecinde altyapıdan gelen oyunculara süre verilmemesi ve bunun sebebinin de tam olarak hazır olmamalarının gösterilmesi doğru bir düşünce tarzı değildir. Altyapıdan çıkan oyuncudan anında A takım oyuncusu gibi performans göstermesi beklenemez. Bundan dolayıdır ki A takım teknik adamlarının sporcuyu geliştirme özelliklerini ortaya koymaları gerekir. Bu gelişimlerin A takıma adaptasyon, A takım seviyesinde taktik beceri, motorik özelliklerin A takım seviyesine çıkarılması gibi sonuçlar olarak kendini gösterdiğini söyleyebiliriz.
Bu tip teknik adamlara ve ortaya koydukları icraatlara birkaç örnek vermek gerekirse bunlardan ilki Pep Guardiola’nın Sterling’i bambaşka bir oyuncuya dönüştürmesini sayabiliriz. Ülkemizde ise buna Başakşehir takımında çalışırken Abdullah Avcı’nın Mahmut’un oyununu Milli takıma yükselebilecek kadar değiştirmesini ya da Şenol Güneş’in Dorukhan’ın oyununa etkisini sayabiliriz.
Ne yazık ki ülke futbolunda bu tür teknik adamlara fazla rastlamıyor olmamız belki de yıldız olabilecek oyuncuların belli bir standardı geçememelerine bir süre sonra da alt liglerde kaybolup gitmelerine sebep oluyor.
Dolayısıyla A takım teknik adamlarının oyuncu gelişimine de odaklanmaları ülke futboluna birçok gencin kazandırılma sürecini de hızlandıracaktır.
Unutmayalım ki gelişim hayat boyu devam etmesi gereken, herhangi bir yaşla kısıtlanamaz bir süreçtir.

ali özgel futbol egitmeni
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
14 Ara 2018
Mesajları :
454
Puanları :
310
Yüksek motivasyonla “başarı
Yüksek motivasyonla “başarı” odaklı yetiştirilen çocukların başarısızlık halinde depresyona girebileceklerine dikkat çeken uzmanlar "Kendisiyle savaşan değil, barışık çocuklar yetiştirmeliyiz" diyor!
Bu futbol için de böyle...
Diğer alanlar için de böyle...
1. Dışsal motivasyon sanıldığı kadar iyi, sağlıklı doğru bir etki olmayabilir. Çünkü dışsal motivasyonlar, kişinin kendi karar mekanizmalarını bozucu etki yaratabilir.
2. Başarı denilen şey illa ki "en iyi" olmak demek değildir.
Verimlilik de bir başarıdır. Verimlilik artışı da bir başarıdır.
Gelişim göstermek ise zaten ideal olan ve olması gereken bir bir başarıdır.
Çocuklarda "en iyi", bir başkasına göre en iyi olmak şeklinde değil, kendinin en iyisi olmaya dayalı bir algılama olmalıdır.
3. Hayat "en iyi olmak" olmak için harcanacak veya umut edilecek bir süreç değildir. En iyi olursun veya olamazsın... Mesele en iyi değil, iyi olmaya çabalamak, çalışmak ve gereğini yapmaktır. Hayatı olabildiğimiz kadar iyi olmak için yaşamayı öğrendiğimizde daha mutlu ve hatta başarılı olmak çok daha mümkündür. En iyi olmak hayatın bir amacı olamaz.. Olmamalıdır...
4. Hayatı güzel kılmanın yollarından birisi de, kendinin farkında olmaktır. Çok şey ile ilgilenmek ve kendini olabilecek en iyi hale getirmektir. Ve iyi olduğun bir alanda yaşamını sürdürebilmeyi becerebilmektir.
5. Hayata ilişkin sihirli kelime "yararlı olmak"tır.
Yararlı olmak hayatı anlamlı kılmaktır.
Kendine, ailene, çevrene ve ülkene yararlı birey olmak...
"En iyi olmak" değil, kendinin en iyisi olmaya çalışmak öğretilerin en değerlisidir.
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
14 Ara 2018
Mesajları :
454
Puanları :
310
Genç Sporcularda Ne Tür Motivasyon Daha Etkilidir ?
("Bir gecede başarılı olmak tam 15 yılımı aldı." - Jose Mourinho )
Motivasyon "hareket etmek" anlamına gelen Latince bir kelime olan "movere"den gelmekte olup belirli bir şekilde direkt olarak bir davranışa yönlendiren güçlü iç kuvvet olarak tanımlar.
Motivasyonun iki ana kaynağı bulunmaktadır.
Dışsal Motivasyon
İçsel Motivasyon
Dışsal Motivasyonda sporcuları harekete sevkedecek durumlar vardır. Bunları; madalya kazanmak, şampiyon olmak, para ödülü kazanmak, insanların dikkatini çekmek vb. durumlar olarak sıralayabiliriz.

İçsel Motivasyonda sporcular yaptıkları aktivitenin keyifli olması, ilginç yanları bulunması vb. sebeplerden beslenir.
Her iki motivasyon şeklinin de pozitif ve negatif yanları vardır.
Dışsal Motivasyona sahip sporcular ; beklentilere karşılık veremedikleri zaman cesaretleri kırılmakta, bunun sonucunda form düşüşleri yaşayabilmekte, İçsel Motivasyonda ise yaptıkları işten zevk alma, sporun ilginç yanlarını keşfetme durumları ortaya çıkmaktadır. Bu da yapılan spor dalında devamlılığı sağlamaktadır.
Bu durumları göz önünde bulundurduğumuzda dışsal motivasyona sahip sporcuların üstünde baskı fazla olacağından, süreçte birçok hata yapmaları sonucunu ortaya çıkmaktadır. Ayrıca bu duruma sahip genç sporcularda, kendilerini devamlı başkaları ile kıyaslama, kazanma baskısı gibi zorluklardan dolayı gelişimlerinin daha uzun sürdüğünü söyleyebiliriz.

İçsel Motivasyona sahip genç sporcularda kendi kendine karar verebilme, daha soğuk kanlı olma, yapmak istediklerini rahatlıkla ortaya koyabilme, sporun bir parçası olma durumlarından keyif alma genç sporculardaki performansı artıran özelliklerden birkaçıdır.
Biz antrenörler olarak bu durumdan çıkarabileceğimiz sonuç; sporcularımız üstünde çok fazla kazanma baskısı oluşturmamaktır. Oyuncularımızı dışsal motivasyon unsuru olan ( şampiyonluk, kupa kazanma, maç kazanma, gol atma vb.) durumlardan uzaklaştırıp, onlarda içsel motivasyon unsuru özellikleri ( oyundan zevk alma, paylaşma, takım olgusu vb. ) ortaya çıkarabilmektir.
Gelişim odaklı çalışmak daha uzun zaman alsa da daha emin adımlarla yol almamızı sağlayacaktır. Bu durum sporcularımız üzerinde de büyük bir rahatlama sağlayıp, onların sadece kazanma odaklı olmaları yerine kendilerine öğretilmeye çalışılan ve futbolun gerekliliklerini içeren ( temel teknik beceriler, taktik beceriler, motorik gelişim, oyuna bakış açısı vb. ) özellikleri daha rahat kavramaları sonucunu getirecektir.
 
Üst