OBERON
MFC Üyesi
-
- Üyelik Tarihi
- 20 Kas 2016
-
- Mesajlar
- 3,156
-
- MFC Puanı
- 41
Periyodik cetvelin VII B grubunda yer alan kimyasal elementlerden birisi olan Mangan, 1774 tarihinde Carl Wilhelm Scheele tarafından keşfedilmiş fakat ilk madensel mangan Johan Gottlieb Gahn tarafından üretilmiştir.
Toplamda dört ayrı allotropu bulunan mangan, kimyasal özellik bakımından demir ile benzer nitelikler taşımaktadır. Açık havada yükseltgenen ve nemli şartlar altında metalik halde olan mangan paslanmaya başlarken hava ya da oksijen ile yanabilmektedir. Seyreltilmiş mineral asitlerde çözünebilen mangan, çözünme sırasında hidrojen açığa çıkarmaktadır.
Doğada çoğunlukla diğer elementler ile oluşturduğu bileşikler halinde bulunan mangan, lusit ve sert manganez oksitleri şeklinde olabilmektedir. Çoğu mangan yatağı, başkalaşım geçirmiş kayaların etkisinde oluşurken hava etkisinde yaşanan kimyasal reaksiyonlar nedeniyle diğer pek çok mineral çözünürken mangan çözünmemekte ve oksitler halinde kalmaktadır.
Özellikle tropik bölgelerde yaşanan bu durum mangan ile birlikte demir ve alüminyum yataklarının da bir arada bulunmasını sağlamaktadır. Bu örnekler içerisinde öne çıkan ülke ise Gana, Hindistan ve ABD şeklinde sıralanmaktadır. Ancak karada bulunan rezervler açısından incelendiğinde Güney Afrika, Rusya Federasyonu, Avustralya ve Gabon ilk sıralarda yer alır.
Çoğunlukla istenen düzeyde kaliteye sahip olan mangan yataklarının yüzey alanlarına yakın olması, maden ocaklarında elde edilmesini kolaylaştırmaktadır. Hemen, hemen tüm mangan filizleri fiziksel açıdan işlenebildiği için yıkama, eleme, yüzdürme, manyetik ayırma gibi işlemler ile mangan oranı artırılmaktadır.
Mangan üretimi ve sonraki aşamada kullanım alanlarına bakıldığında ise öne çıkan yer, demir – çelik üretimi olarak görülmektedir. Demir için karbonla birlikte en önemli alaşım maddesi olan mangan, demir ya da çelik içerisinde % 1 oranında dahil edilmektedir. Özellikle gemi ve benzeri alanlarda ağır yüklerin taşınması ve çekme direnci açısından mangan etkilidir.
Toplamda dört ayrı allotropu bulunan mangan, kimyasal özellik bakımından demir ile benzer nitelikler taşımaktadır. Açık havada yükseltgenen ve nemli şartlar altında metalik halde olan mangan paslanmaya başlarken hava ya da oksijen ile yanabilmektedir. Seyreltilmiş mineral asitlerde çözünebilen mangan, çözünme sırasında hidrojen açığa çıkarmaktadır.
Doğada çoğunlukla diğer elementler ile oluşturduğu bileşikler halinde bulunan mangan, lusit ve sert manganez oksitleri şeklinde olabilmektedir. Çoğu mangan yatağı, başkalaşım geçirmiş kayaların etkisinde oluşurken hava etkisinde yaşanan kimyasal reaksiyonlar nedeniyle diğer pek çok mineral çözünürken mangan çözünmemekte ve oksitler halinde kalmaktadır.
Özellikle tropik bölgelerde yaşanan bu durum mangan ile birlikte demir ve alüminyum yataklarının da bir arada bulunmasını sağlamaktadır. Bu örnekler içerisinde öne çıkan ülke ise Gana, Hindistan ve ABD şeklinde sıralanmaktadır. Ancak karada bulunan rezervler açısından incelendiğinde Güney Afrika, Rusya Federasyonu, Avustralya ve Gabon ilk sıralarda yer alır.
Çoğunlukla istenen düzeyde kaliteye sahip olan mangan yataklarının yüzey alanlarına yakın olması, maden ocaklarında elde edilmesini kolaylaştırmaktadır. Hemen, hemen tüm mangan filizleri fiziksel açıdan işlenebildiği için yıkama, eleme, yüzdürme, manyetik ayırma gibi işlemler ile mangan oranı artırılmaktadır.
Mangan üretimi ve sonraki aşamada kullanım alanlarına bakıldığında ise öne çıkan yer, demir – çelik üretimi olarak görülmektedir. Demir için karbonla birlikte en önemli alaşım maddesi olan mangan, demir ya da çelik içerisinde % 1 oranında dahil edilmektedir. Özellikle gemi ve benzeri alanlarda ağır yüklerin taşınması ve çekme direnci açısından mangan etkilidir.