Üye Etiketleri

~LeGoNaMe~  10-19-2015, Saat 22:14
DurumuÇevrimiçi
Sn.LeGoLaS
LeGoLaS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

~LeGoNaMe~

 
Yorum #1

LeGoNaMe AşK

Nedirki madde değilki katı,sıvı,gaz olsun ama öyle birşeyki bazen insanın içine oturur kalır. Bazense bılunduğu kalbin şeklini alır. Bazende unutur gidersin buhar olur. Bu nasıl bir duygudur ki aklını alır, gözünü kör eder. Akrostij şiirlerin vazgeçilmezi acıya şikayetiz katlanmak (AŞK) lal bir insanı çoşturur. Ağöa insanın gözlerini açar canından can kanından kan verir. Kimin için me için ? Nasıl bir duygudur. Nede güzel yaratmış mevlam.

Bazen ufuklarda aradığımızı ayağımızın dibinde bulumayız. Önümüzü göremeyizki işte bazen o kadar körüz. Yıllar geçse o ilk tattığımız duygu silinmez akıldan. Hani unuturdu insan yalanmış. Bilimin çaresiz kaldığı aşk!!! Uğruna şiirlerin yazıldığı şarkıların söylendiği ülkelerin fetih edildiği aşk...

İmsanoğlunun en büyük zafıı...

Bilmiyoruz ki en büyük aşk Allah aşkıdır ne demiş mevlam kimi benden çok seversen onu senden alırım. Ne kadar büyük bir risk değil mi? Kaç kez anıyoruz ki yaradanı ama aşkımızı sastlerce düşündüğümüz onun için üzüldüğümüz sevindiğimiz ne kadar çok şey var...

Eabbim Hak aşkımı tattırsın bize )


LeGoNaMe köşemizde bu gün kısaca içimizden geçen bir konuyu paylaştık yine farklı konuşar ile karşınızda olacağız bizi takip etmeyi unutmayın.

LeGoLaS...
Beğenen Kullanıcılar:
 Alıntı
 10-19-2015, Saat 23:13
DurumuÇevrimdışı
¤ Cærpe di£m ¤
Avatar Yok
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #2

hayırlı olsun @LeGoLaS
Beğenen Kullanıcılar:
 Alıntı
 10-21-2015, Saat 13:09
DurumuÇevrimiçi
Sn.LeGoLaS
LeGoLaS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #3

LeGoNaMe Huzur

İnsanoğlunun en çok aradığı huzur. Kimilerine göre sessizlik,para,arkadaş,yanlızlık,uyku,balık tutmak,kitap okumak vs vs. Herkesin Huzur bulduğu mutlak bir olay bir yer bulunmaktadır. İlahi huzur paha biçilemez ne yazıkki henüz tam yaşamış değilim. Kendi adıma konuşayım ne kadar güzel bir kelime Huzur.


Doğan güneşin parıltısı, gece Ay'ın ışığı, dalgaların sahile vurması,kuşların sesi ve bir çok Rabbimin bize sunmuş olduğu nimetler.


Çok şükür tam olmasada İlahi huzur dışında şu an için huzur bulmuş sayılmam nedense içimde fırtınalar kopuyor ama bende çözebilmiş değilim neden acaba ?


Herkesin Huzuru bulması dileğiyle...


LeGoLaS
Beğenen Kullanıcılar:
 Alıntı
 10-21-2015, Saat 13:23
DurumuÇevrimiçi
Bir kalbiniz vardı, onu hatırlayın.
Realist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #4

Hayırlı olsun sayfan @LeGoLaS
Beğenen Kullanıcılar:
 Alıntı
 10-21-2015, Saat 13:25
DurumuÇevrimiçi
Sn.LeGoLaS
LeGoLaS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #5

Vaveyla Nickli Üyeden Alıntı
Hayırlı olsun sayfan @LeGoLaS

Teşekkürler efenim
Beğenen Kullanıcılar:
 Alıntı
 10-21-2015, Saat 13:29
DurumuÇevrimdışı
Senior Member
Yusuf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #6

LeGoLaS Nickli Üyeden Alıntı
LeGoNaMe Huzur

İnsanoğlunun en çok aradığı huzur. Kimilerine göre sessizlik,para,arkadaş,yanlızlık,uyku,balık tutmak,kitap okumak vs vs. Herkesin Huzur bulduğu mutlak bir olay bir yer bulunmaktadır. İlahi huzur paha biçilemez ne yazıkki henüz tam yaşamış değilim. Kendi adıma konuşayım ne kadar güzel bir kelime Huzur.


Doğan güneşin parıltısı, gece Ay'ın ışığı, dalgaların sahile vurması,kuşların sesi ve bir çok Rabbimin bize sunmuş olduğu nimetler.


Çok şükür tam olmasada İlahi huzur dışında şu an için huzur bulmuş sayılmam nedense içimde fırtınalar kopuyor ama bende çözebilmiş değilim neden acaba ?


Herkesin Huzuru bulması dileğiyle...


LeGoLaS
Güzel anlamlı sayfan olmuş hayırlı olsun,Huzur her insanın tek isteği var hayata huzurlu bir yaşam sürmek...
Beğenen Kullanıcılar:
 Alıntı
 10-21-2015, Saat 13:35
DurumuÇevrimiçi
Sn.LeGoLaS
LeGoLaS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #7

Zeynep Nickli Üyeden Alıntı
hayırlı olsun @LeGoLaS
teşekkürler @Zeynep can
 Alıntı
 11-23-2015, Saat 18:31
DurumuÇevrimiçi
Sn.LeGoLaS
LeGoLaS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #8

Beğenen Kullanıcılar:
 Alıntı
 11-23-2015, Saat 18:31
DurumuÇevrimiçi
Sn.LeGoLaS
LeGoLaS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #9

Beğenen Kullanıcılar:
 Alıntı
 11-23-2015, Saat 18:34
DurumuÇevrimiçi
Sn.LeGoLaS
LeGoLaS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #10

'film gibi' bir başarı öyküsü



2001 yılında İstanbul-Antalya seferini yapan Varan otobüsünde muavinlik yapan genç bir çocuk vardı.
Yolculara çay, su servisi yapıyor, işi bittiği anda hemen yerine geçip bir sinema dergisi çıkarıyor ve uzun uzun okuyordu.
Hürriyet’in o tarihte verdiği bir sinema dergisiydi bu.
Tesadüfe bakın ki, otobüsteki yolcular arasında, o derginin grafiklerini yapan biri de vardı...
“Nasıl dergi, beğendin mi” diye sordu muavine...
Genç çocuk başladı sinemaya, sinema dergilerine olan ilgisini anlatmaya...
“En büyük hayalinin sinema yazıları yazmak olduğunu” söyledi.
Otobüs Antalya’ya varana kadar ağır bir sinema muhabbeti yaşandı yolcuyla muavin arasında.
Yolcu inerken kartını verdi; “ıstanbul’a döndüğünde beni ara” diyerek.
Bu yaşanan olaydan bir hafta sonra telefonum çaldı, arayan grafiker arkadaşımdı.
CINE5’in sinema dergisini hazırlıyorum o sıra, “Sinemayı bilen genç bir çocuğa ihtiyacın var mı” dedi.
- Nerede çalışıyor?
- Antalya-İstanbul otobüsünde...
“Şaka mı yapıyorsun, istemem” dedim. Israrcı olunca “Peki, gelsin görüşelim” demek zorunda kaldım.
Bir gün sonra karşımdaydı genç adam.
Sinema tarihi ve popüler bilgisiyle bir muavinden çok, sinema kurdu gibiydi...
“Deneyelim, yazılar yaz bize” dedim...
Bir hafta sonra otobüsteki görevini bıraktı.
İki ay sonra dergideki tüm sinema yazıları onun elinden geçiyordu...
Altı ay sonra önce CINE5’in internet sitesine, sonra dergiye ilk sinema yorumlarını yazmaya başladı.
Bir yıl sonra Vatan gazetesi kuruldu.
Dışarıdan yazılar yazdığım Vatan’ın TV, film ve sinema yorumlarını da ona emanet ettik.
“Benim gibi sinemaya meraklı bir arkadaşım daha var” dedi.
Onu da Vatan’da işe aldık.
Bu ikisi sonra hiç ayrılmadı.
Şehirler arası otobüste muavinlik yapan çocuğun hayali iki yıl içinde gerçek olmuştu...
Sinema yazıları yazıyor, basın gösterimlerinde filmleri ilk o izliyor, deli gibi internette dünya sinemasını takip ediyordu.
Bu iki kafadar yıllarca Vatan’da çalıştı, sonra sinema dergilerine yazdılar, SİYAD üyesi oldular yani onaylı sinema eleştirmeni...
Sonra Habertürk’e geçtiler...
Yakın zamanda ayrıldıklarını duymuştum.
Geçen gün geldiler; “Abi ilk filmimizi çektik, sana izletmek istiyoruz” diye...
9 yıl önce muavinlik yapan çocuğun adı Talip Ertürk.
Arkadaşı ise Murat Emir Eren...
Borca harca girip, ellerinde ne varsa harcayıp “Ada: Zombilerin Düğünü” filmini çekmişler.
Bu hikâyeyi kendime pay çıkarmak için anlatmadım.
Sadece bu hayatta istediğiniz her şeyi yapabilir, istediğiniz her şey olabilirsiniz demek için yazdım.
Yeter ki isteyin...
Talip’le Murat başardı...
Şimdi o film önümüzdeki hafta vizyona giriyor.
“Yönetmen Talip Ertürk-Murat Emir Eren” yazacak.
Filmi henüz izlemedim, iyi mi kötü mü bilmem.
Bunun önemi de yok...
Önemli olan bu başarı hikayesi...
Bunu yapmış olmaları.
Var mısınız filmi bu gözle izleyip, bu başarı hikâyesine destek atmaya...
Yazar: Cengiz Semercioğlu
Beğenen Kullanıcılar:
 Alıntı
 11-23-2015, Saat 18:40
DurumuÇevrimiçi
Sn.LeGoLaS
LeGoLaS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #11

İlginc Tazminat Davaları ve Bu Davalar Türkiyede Acılsa Ne Olurdu



Dunyada insanlar cok cesitli nedenlerle firmalara ve kurumlara dava aciyor. Bir gazetemiz bunlari derlemis. Ben de oturdum, ayni davalar Turkiye de acilsa neler olurdu, diye arastirdim.
Iste arastirma sonuclarim.

Eline kahve dokulen kadin: Uzerinde
"sicaktir" yazmadigini iddia ederek dava ettigi McDonald s tan 2.5 milyon dolar tazminat kazandi.

BIZDE OLSAYDI: Kadinin eline dis macunu surulur. Kadin yaygaraya devam edince de garsonlar kadini bi temiz dover, sonra da derin dondurucuya kapatirlardi...
* * *
San Diego da bir adam, erkekler tuvaletinde kadin gordugunu soyleyerek duygusal travma gecirdigi iddiasiyla dava acti...

BIZDE OLSAYDI: Oncelikle travmayi erkek degil erkekler tuvaletine giren kadin gecirirdi. Hem de duygusal olmayanindan... Hatta basina daha neler gelirdi Allah bilir.
* * *
Bir soyguncu kendisine bedava deodorant vermedigi icin hapishane yonetiminden sikayetci oldu.

BIZDE OLSAYDI: Adam once
"Burasi Mikros mu lan" cumleleri esliginde guzelce bir islatilir, adamin ter kokusu hafifletilir, cezaevinde parasiz hicbir seye sahip olamayacagi bir guzel anlatilirdi.

Ertesi gun de mahkûma sadece deodorant degil, cep telefonundan tabancaya kadar satin alabilecegi her turlu urunun listesi verilirdi.
* * *
Gene Amerika da bir kanser hastasi, ongorulen sure icerisinde olmedigini soyleyerek saglik mudurlugunu dava etti. Doktorlarin koydugu teshise gore coktan olmesi gerektigini soyleyen davaci tazminat istedi...

BIZDE OLSAYDI: Hasta tazminat talebinin ardindan yetkililerce apar topar SSK hastanelerinden birine yatirilir, kanserden olmasa da kaptigi baska bir enfeksiyondan olmesi kesin olarak saglanirdi.
* * *
Bira duskunu bir Alman, Anheuser - Busch biralari ureten sirkete 10 bin dolarlik dava acti. Biraciya gore reklamda birayla kadinlarin tavlanacagi soyleniyordu. Ancak kendisi basarili olamamisti.

BIZDE OLSAYDI: Actigi davanin ardindan derhal ana haber bultenlerine cikar. Magazin programlarina konuk olur ve kendi capinda ciddi bir sohrete ulasirdi adam. Ve bu sayede kadin buldugundan bira sirketi de tazminat odemekten kurtulurdu.
* * *
Florida da bir balikcinin ailesi hava tahmini tutmadigi icin firtinada olen babalarinin ardindan, hava tahmini yapan kanali mahkemeye verdiler.

BIZDE OLSAYDI: Dava asla acilamaz ve sonuclanamazdi. Cunku Turkiye de hava tahminleri her turlu ihtimal goz onune alinarak yapilir.
"Yarin hava kar yagisli olacak ve zaman zaman da gunesli gececek." Veya
"denizlerimizde hava 2 ile 6 kuvvetinde olacak." (Bu hava tahmini gercekten yapilir bizde ve inanin yasayan bilir, ama 2 ile 6 hava arasinda daglar kadar fark vardir.)
* * *
Bir kadin surucu carptigi ve oldurdugu adamin esinden kaza aninda kendisine sok yasattigi icin tazminat talebinde bulundu.

BIZDE OLSAYDI: *** *** olan bir vakadir bizde bu.
"Onune baksaydi kardesim"le baslayan ve
"onlar da dikkat etseydiler birader" denilerek salinan cok trafik canavari vardir bu ulkede.

Tazminat istemediklerine dua edelim...
***
Reha Muhtar a konuk olan Ibrahim den inciler...
* Capkin olmayan erkek evine bagli olmaz...
* Kadin oyle her dakka dovulmez...
* Erkek yaparsa capkinlik olur, kadin yaparsa gerisini soylemek istemiyorum...
* Para para para, diyen kimdi yav... (Sorusuna bir sure cevap alamadi.)
* Lutven gonusurken duzgun gonusun.
* Kameralara soyledigimiz hersey iki saat sonra 60 milyona ulasiyor kardesim. (Canli yayinda soyledi.)
* Derya hanimin soyledigi hersey dogrudur.
* Ben mi sucluyum, gozlerim mi suclu, yoksa o bacak mi suclu? (Mini etek giymis bir konuga bakarak...)
Beğenen Kullanıcılar:
 Alıntı
 11-23-2015, Saat 18:43
DurumuÇevrimiçi
Sn.LeGoLaS
LeGoLaS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #12

Bilgisayarin cinsiyeti.
Amerika'da kadınlar ve erkekler bilgisayarın dişi mi yoksa erkek mi olduğunu tartışıyorlarmış...

Kadınlar bu aletin erkek olduğunu savunmuşlar:
"Cünkü" demişler, "bilgisayarlar aslında sorunları çözmek için yaratılmış olmalarına rağmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler... Daha da önemlisi, bunlardan bir tane aldığınız an, biraz daha sabretmiş olsaydınız çok daha gelişmiş bir modeline sahip olabileceğinizi görüp pişman olursunuz...."

Erkekler tabii tam ters görüşte...
"Bilgisayar dişidir" diyorlar, "çünkü onun mantığını yaratıcısından başka hiç kimsenin anlaması mümkün değildir, bu bir. Yaptığınız en küçük hatayı bile derhal hafızasına kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar bu ikiii... Ve bir bilgisayar aldıktan kısa bir süre sonra fark edersiniz ki, bir o kadar daha parayı ona gereken aksesuarlar için harcamaktasınız, bu da üüüççç..."
Beğenen Kullanıcılar:
 Alıntı
LegoName Mutluluk :)  02-29-2016, Saat 15:55
DurumuÇevrimiçi
Sn.LeGoLaS
LeGoLaS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

LegoName Mutluluk :)

 
Yorum #13

Mutluluk




Kıyafetlerinden hayli varlıklı bir aileden geldiği belli küçük kız, avucundaki para destesini sımsıkı tutarak rafları inceliyordu. Burası kentin en büyük oyuncak mağazasıydı. Aranan her şeyin bulunduğu, bitmez tükenmez raf koridorlarının bulunduğu mağazalardan biri.
Rafların arasında öylece gezinirken, reyonların birinde kalakaldı. Muhteşem bir bebekti bu. Dünya güzeli yüzlü ve ipek kadife elbiseli muhteşem bir bebek. Babasına döndü, bebeği işaret etti.
“Avucumdaki para yeter mi?”
Babası başı ile ‘evet dercesine olumlu bir hareket yaptı. Bebeği kucakladı ve koridoru takip ederek, kasaya doğru yürüdü. Tam bu sırada tıpkı kendisi gibi, babası ile alışverişe çıkmış bir küçük çocuk gördü. Kısa pantolonluydu, gömleği iyice eskimişti.
Çocuğun elinde birkaç dolar vardı. Raftaki oyunlardan birinin önünde heyecanla durdu.
“İşte istediğim bu baba!” diye çığlık attı, avucunu gösterdi.
“Yeter mi?”
Babasının gözleri önüne doğru eğilirken, başı yetmez* işareti verdi. Çocuk, avucundaki paraya baktı. Oyunu rafa yerine koydu. Babasının elini tuttu ve koridorun ucuna doğru yürüdü, boyama kitaplarının olduğu rafa.
Küçük kız kucağındaki bebeğe bir daha baktı. Sonra çocuğun seçtiği oyuncağa döndü. Bebeği götürüp yerine koydu. Oyuncağı eline aldı.
“Yeteri kadar param var mı baba?” dedi.
Babası yine ‘evet’ dercesine başını salladı.
Kasaya gittiler, parayı ödediler. Küçük kız, kasadaki adama bir şeyler fısıldadı. Kız ve babası, geriye çekilip beklemeye başladılar. Az sonra oğlan ve babası, ellerinde bir boyama kitabı ile kasaya geldiler. Kasiyer:
“Kutlarım sizi,” dedi heyecanla. “Bugün bininci müşteri olarak bir armağan kazandınız.”
Oyun kutusunu küçük çocuğa uzattı.
“Harika!” diye çığlık attı çocuk. “Baba, bu benim en çok istediğim şeydi, biliyorsun.”
Baba oğul, sevinç içinde dükkânı terk ederken, içeride kalan baba:
“Ne kadar cömertsin kızım, sana bunu yapma kararım verdiren ne?” dedi.
“Baba, annemle birlikte bana bu parayı verdikten sonra, ‘Seni en çok mutlu edecek şeyi al demediniz mi?”
“Tabii öyle dedik, tatlım!”
“Ben de aynen öyle yaptım baba. Şu anda ne kadar mutlu olduğumu biliyor musun?”
Ender Haluk Derince – Papatya Kokulu Hikayeler

 Alıntı
 02-29-2016, Saat 15:57
DurumuÇevrimiçi
Sn.LeGoLaS
LeGoLaS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #14

Su Ol





Bir an için sen su olduğunu düşün. Su denli özel, su denli yararlı ve su denli çok, tükenmez…
İnanıyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak; dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın… Unutma daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin, gürültünün parçası olursun yalnızca!..
Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; “Su nasılsa burada, gerek yok ki suyu kana kana içmeye” diye düşünürler… Tıpkı, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi!..
Ormandaki hiçbir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden su içmeye çalışmadı şimdiye dek. Hepsi, hep sabahın en sakin anını bekledi; suyun durgun yerlerini bulabilmek için. Gittiler ve sakin sakin gereksinimlerini giderdiler. Onlar için en uygun olan kendi istedikleri zamanda.Sen, hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez… Ve su gibi yaşam kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi yaşatıcı ol. Su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!..
Suysan tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme; sana “felaket” denmesin! Suysan bir bardağa sığabilki damarlara girebilesin!..Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi gerekli ve su gibi bitmez tükenmez olduğunu da unutma. Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de “kıyametler” koparıcı olabileceğini unutma…
Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabileceğin küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, yaşam verirsin çevrene.Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve kaçılan olursun seller, afetler gibi.Tercih elindeydi hep ve hep de “senin” ellerinde olacak… Ya tutmayı öğreneceksin dilini ya da hiç durmadan konuştuğun için, yalnızca bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara!Ama yapman gereken şu değil mi? Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini. Düsüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp anlamadığını. Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini… Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin…
Konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az ama en uygun sözcükleri seçmeye çalışacaksın…Yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, zaman yaklaştığında, vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de fikrini bildireceğin kişinin “kıyıya yanaşmasını” bekleyeceksin!..Demeyeceksin “Ben canım isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!..”Demeyeceksin “Ben aklıma geleni aklıma geldiği biçimde söylerim. Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek, anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!..”Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın, ama maalesef değil…
Ağzını açıp “Şelaleden dökülen suyu” içmeye çalışan bir tavşan gördün mü hiç?.. Ya da önüne çıkan ağaçları bile sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü?Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler; beyni olan her canlı gibi!..
Hadi… Sen şimdi “su olduğunu” düşün ve kendini “su gibi” hisset…Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı… Su gibi yaşam kaynağı ve su gibi bitmez tükenmez olduğunu anımsa…Ama yine su gibi “bir küçük bardağın içine” sığdır ki kendini girebilmeyi öğren insanların damarlarına. Yaşam ver… Vazgeçilmez ol!..

 Alıntı
 02-29-2016, Saat 16:04
DurumuÇevrimiçi
Sn.LeGoLaS
LeGoLaS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #15

Selam Legoname,

Bazen insanları anlayamıyorum neden bir insan işini yapmaz yada yapamaz ?

Bunun için kök nedenlerini araştırıyorum sürekli olarak anketi motivasyon için bütçe planlaması vs vs. Fakat insanlar nedense kendini geliştirmek yerine zamanım dolsun gideyim derdinde bu yüzden dolayı ileri gitmesi gereken bir porje sürekli olarak yerinde sayıyor hatta geriliyor. Adam duvar olduktan sonra almak istemedikten sonra ne kadar koçluk yapsanda eğitim versende nafile... Acısı yine biz çekiyoruz bir işin kötü gitmesi projenin devamlılığını riske atıyor 10 - 15 kişi yüzünden 200 kişinin emekleri çöp belkide işsiz kalma durumuna kadar geliyor. Şeffaf olmamıza rağmen her konuda neden bir insan kapalı kutu olur belki özel hayatında problem var diye onunda dibine kadar inmeye hatta borçlandırma yöntemi bile kullanıyorum sırf adapte olsunlar diye ama nafile.

Neyse uzun lafın kısası bizim milletimiz ne yazıkki çalışmayı sevmiyor.

Bu günlük bu kadar...

Beğenen Kullanıcılar:
 Alıntı


Seçenekler Arama
Stil

Yukarı Git